Bir Günlüğün İçinden Başlayan Hikâye
Kayseri’nin sabahları hep sert olur. Hava soğuk değilse bile insanın içine işleyen bir sessizlik vardır. Ben genelde bunu severim. Çünkü sessizlikte kendi düşüncelerim daha net duyulur. O gün de yine erken uyanmıştım. Elimde kahve, pencerenin önünde otururken defterimi açtım. Günlük tutmak benim için bir alışkanlık değil, adeta bir kaçış noktası.
O sabah sayfanın ortasına tek bir cümle yazdım:
“Tsunade kimi seviyor?”
Bu cümleyi yazarken gülümsedim ama içimde garip bir sıkışma da vardı. Çünkü bu soru sadece bir karakter merakı değildi. İçimde bir yerlere dokunuyordu, farkındaydım.
Tsunade’nin Hikâyesine Neden Bu Kadar Takıldım?
Tsunade… Güçlü, kırılgan, kaybetmiş ama yine de ayakta kalmayı başarmış bir kadın. Onu ilk gördüğümde sadece bir anime karakteri sanmıştım. Ama zaman geçtikçe fark ettim ki onun hikâyesi, benim içimde taşıdığım bazı duygulara çok benziyor.
Birini kaybetmek ne demek, biliyorum sanıyordum. Ama Tsunade’nin gözlerindeki o boşluk, kelimelere dökülmeyen o sessizlik, bana başka bir şeyi öğretti: bazen kayıp, sadece bir insanı değil, geleceğe olan inancı da götürür.
Ve işte tam bu yüzden “Tsunade kimi seviyor?” sorusu benim için basit bir cevap arayışı değil. Bir yarayı kurcalamak gibi.
Kayseri’nin Soğuk Akşamlarında Düşünmek
O gün akşamüstü Kayseri’de rüzgâr vardı. İnönü Bulvarı’nda yürürken ellerim cebimdeydi. İnsanların yüzlerine bakıyordum ama kimseyi gerçekten görmüyordum. Kafamda tek bir düşünce dönüp duruyordu.
Tsunade kimi seviyor?
Jiraiya mı? Dan mı? Yoksa aslında kimseyi değil de sadece geçmişini mi?
İnsan bazen başkalarının hikâyelerine bu kadar tutunur çünkü kendi hikâyesinde cevap bulamaz. Benim için de durum biraz buydu. Uzun zamandır içimde netleşmeyen duygular vardı. Ne tam olarak mutlu, ne de tamamen kırgındım. Arada kalmıştım.
Jiraiya’nın Sessiz Sevgisi
Jiraiya’nın Tsunade’ye olan sevgisi hep içime dokunur. Gösterişli değildir. Bağırmaz, zorlamaz. Sadece vardır.
Ben de bazen böyle sevmek isterdim. Karşılık beklemeden, sadece var olarak. Ama gerçek hayatta bu o kadar kolay değil. Kayseri’de insanlar duygularını kolay kolay söylemez. Ben de öyleyim aslında.
Birini sevdiğimi bile kendime geç itiraf ederim. O yüzden Jiraiya bana hem uzak hem tanıdık gelir. Tsunade’nin onu fark edememesi ya da fark edip de kaçması… işte orada kalbimde bir şey sıkışır.
Gece ve Düşünceler
O gece yatağa uzandığımda telefonum elimdeydi ama hiçbir şeye bakmıyordum. Sadece tavanı izliyordum. İnsan bazen en çok o anlarda kendini dinler.
“Tsunade kimi seviyor?”
Bu soru kafamda yankılanmaya devam ediyordu. Çünkü aslında sorduğum şey Tsunade değildi. Ben de bir şey soruyordum ama cesaret edip kelimelere dökemiyordum.
Sevilmek mi daha önemli, yoksa doğru kişiyi sevmek mi?
Bunu düşündükçe içimdeki boşluk biraz daha belirginleşiyordu.
Bir Kahve Molasında Gelen Farkındalık
Ertesi gün bir kafede oturuyordum. Kayseri’de küçük bir yer, herkesin birbirini tanıdığı türden. Kahvemi içerken defterimi açtım yine.
Yazdım:
“Tsunade kimi seviyor? Belki de mesele kimi sevdiği değil, kimi sevemediği.”
Bu cümleyi yazınca durdum. Çünkü ilk defa sorunun yönü değişmişti.
Tsunade’nin hikâyesinde sevgi hep bir kayıpla kesilmişti. Dan’ı kaybetmişti, Nawaki’yi kaybetmişti. Sonra sevmenin risk olduğunu öğrenmişti. Belki de kimseyi seçmemesi bu yüzden.
Bu düşünce içimi ürpertti. Çünkü ben de bazen aynı şeyi yapıyordum. Birini sevecek gibi olduğumda geri çekiliyordum. Sanki bir şey olacak ve her şey yine kaybolacakmış gibi.
Korkunun Sevgiyi Yönetmesi
İnsan en çok korktuğu şeye dönüşüyor bazen. Tsunade’nin mesafesi, belki de korkusunun bir yansımasıydı. Benim de öyle olabilir miydi?
Bunu düşünmek bile ağır geldi.
Kayseri’de akşam ezanı okunurken dışarı çıktım. Gökyüzü griydi. İnsanlar işten dönüyordu. Herkes bir yere yetişiyordu ama ben olduğum yerde kalmış gibiydim.
Geçmişin Gölgesi
Tsunade’nin geçmişi hep onunla birlikte yürür. Nereye giderse gitsin, kaybettikleri arkasından gelir. Ben de bunu çok iyi anlıyorum.
Bazı insanlar geçmişini bırakmaz, çünkü bırakırsa kendisini de kaybedecek gibi hisseder.
Ben de bazen eski mesajlara bakıyorum. Eski konuşmalar, yarım kalmış cümleler… Hepsi bir yerde duruyor. Silmek kolay değil. Çünkü silince sadece bir anı değil, o anının içindeki ben de gidiyor gibi hissediyorum.
İşte o yüzden Tsunade’nin hikâyesi bana bu kadar yakın geliyor.
Sevgi, Kaçış ve Gerçekler
Bir gece daha defterimi açtım. Bu kez daha dürüst yazdım:
“Belki de Tsunade kimseyi sevmiyor gibi görünse de aslında en çok kendini korumaya çalışıyor.”
Bu cümleyi yazarken içim sızladı. Çünkü bu sadece onun için değil, benim için de geçerliydi.
Sevmek bazen cesaret ister. Ama bazen cesaretten çok daha fazlasını, yani kaybetmeyi göze almayı gerektirir. Tsunade bunu göze alamamış olabilir. Ya da aldı ama bedelini ağır ödedi.
Jiraiya’nın Gidişi ve Boşluk
Jiraiya’nın hikâyesi her düşündüğümde içime oturur. Çünkü o sadece bir karakter değil, karşılıksız sevginin sembolü gibi.
Onun gidişi, Tsunade’nin içinde bir kapıyı tamamen kapatmış olabilir.
Ben bunu düşündüğümde, kendi hayatımdaki bazı kapıları hatırlıyorum. Açılmayan mesajlar, söylenmeyen sözler, yarım kalan duygular…
Hepsi bir yerde duruyor.
Son Günlük Sayfası
Bugün defterimi tekrar açtım. Sayfanın üstüne yine aynı soruyu yazdım:
“Tsunade kimi seviyor?”
Ama bu kez altına bir şey daha ekledim:
“Belki de doğru soru bu değil. Belki de Tsunade, artık kendini sevmeyi öğreniyordur.”
Bunu yazınca içimde garip bir rahatlama hissettim. Çünkü bazen cevap bulmak değil, sorunun ağırlığını değiştirmek iyileştirir insanı.
Kayseri’nin akşamı yine sessizdi. Pencereden dışarı baktım. İnsanlar geçiyordu. Hayat devam ediyordu.
Ve ben, ilk defa Tsunade’nin hikâyesine değil, kendi içimdeki hikâyeye biraz daha yakından bakıyordum.
Kalecikinsaat sayfamızı ziyaret ettiğiniz için teşekkürler. “Tsunade kimi seviyor” hakkındaki düşüncelerinizi bizimle paylaşın!