İçeriğe geç

Tundra biyomu Türkiye’de görülür mü ?

Tundra Biyomu Türkiye’de Görülür Mü?

Geceyi anlamadan sabah ettim, ama fark ettim ki, bir şeylerin anlamını hala tam kavrayamamışım. Kayseri’de, yıllardır bu topraklarda yaşıyorum; sıcak, karasal iklimin her anında, çetin kışın soğuğunda bir değişim hissediyorum. Bir sabah uyanıp, bir fincan çayı hazırlarken düşündüm: “Tundra biyomu Türkiye’de görülür mü?” Cevap, dışarıdaki karlı manzaraya bakarken hep kafamda dönüp duruyordu. Bütün bu beyazlık, bir anlam taşıyor muydu, yoksa sadece bir soğuk rüya mıydı? Havanın soğukluğu bile, sanki bir yerlerde kaybolan bir duygunun hatırlatması gibiydi.

Bir Öğle Sonrası, Bir Kafede

Arkadaşım Eda’yla buluşmuştum. Kafedeki buğulu camlardan dışarıyı izlerken, gözlerim beyazın içinde kaybolmuştu. Bir yandan, şehri terk edip uzaklara gitme hayalleri kurarken, bir yandan da içerideki sohbetin derinliklerine dalmaya çalışıyordum. Eda, yüksek sesle bir şeyler anlatıyordu ama ben daha çok düşünüyordum. O anı net hatırlıyorum; Eda, Tundra biyomundan bahsediyordu. Hangi kitaplardan okumuştu, nerelerde görmüştü, bilmiyorum ama bir şekilde konu bir şekilde tundraya geldi.

Eda: “Tundra biyomu, dünya yüzeyinin en soğuk yerlerinden biriymiş. Yağış az, bitki örtüsü pek yok, buzlar ve yosunlar…”

Ben (içimden): “Hımm, bu yerler nasıl bir yer ki, neredeyse her şeyin öldüğü, yaşamın neredeyse zorla tutunduğu bir yer.”

Eda’nın sözleri kafamda yankı yaparken, ben başka bir yere odaklanmıştım. Türkiye’de tundra biyomu var mı? diye sordum kendime. Sonuçta, burada kar görsek de, tundra diye bir şey var mıydı?

Tundra: Gerçekten Bir Yere Ait Oluyor Muyuz?

Tundra biyomu, hep soğuk, karla kaplı, ıssız yerlerin hayalidir. Bir yanda, karlı dağların rüzgârında yalnız kalan bitkiler, öteki tarafta -30°C’yi bulan soğuklar… Ama bu tür bir biyom, sadece Kuzey Kutbu’na, Sibirya’ya ya da Kanada’nın soğuk bölgelerine özgü olmalıydı. Hangi dağ, hangi ova, hangi alan, Türkiye’nin bu kadar iç bölgesinde, bu kadar soğuk bir yapıya sahip olabilirdi?

Kayseri’nin o ünlü Erciyes Dağı, bir anda gözümde devleşti. Belki de bu dağda, o soğuk iklimi hissetmek mümkündü. Ama kaybolan duygum, bir türlü cevabını bulamıyordu. Yüksek dağların karlarla kaplı, karlı yüzü bana bir şeyler hatırlatıyordu. Acaba, Erciyes’in yükseklerinde bir yerlerde, bir parça tundra biyomu var mıydı? Ya da ne bileyim, çok uzaklarda, Türkiye’nin doğusunda, Ağrı Dağı eteklerinde, belki de zaman zaman bu soğuk ve sert biyomun etkilerini hissediyor muyduk?

Biyomlar, Dağlar ve Bir Hayal

Eda’ya, şunu sordum: “Peki, Tundra biyomu Türkiye’de var mı? Hani mesela bizim dağlarda da var mı?”

Eda: “Benim bildiğim kadarıyla, tam anlamıyla tundra biyomu Türkiye’de görülmez. Ama yüksek dağlarda, kışın soğuk iklimler nedeniyle bir takım benzer özellikler olabilir. Yani, Karadeniz’in yüksek kesimlerinde ve tabii ki Erciyes’te, bu özelliklere yakın bir şeyler olabilir…”

Eda’nın sözleri beni bir hayli etkiledi, çünkü tam da düşündüğüm şeyleri söylüyordu. Türkiye, her ne kadar farklı iklim özelliklerine sahip olsa da, tundra biyomunun gerçekten bu topraklarda yaşanıp yaşanmadığını sorguluyordum. Belki de o soğuk, karlı dağlar, bahsettiğimiz bu biyomu sadece bir şekilde taklit ediyordu. Ve belki de, dünyanın başka köylerinde, başka yerlerinde gördüğümüz o soğuk yerlerin bile bir kopyasıydı.

Kayseri’ye dönerken, yol boyunca aklımda dönüp duran bu soruyu tekrar sormaya başladım: Tundra biyomu Türkiye’de var mı? Ama bir yanımda hep bir umut vardı. Kim bilir, belki de yanıtı, her şeyin ötesinde, gözle görülmeyen bir yerde bulacaktım. Belki de her şey bir masaldı.

Geri Dönüş: Erciyes’in Soğukları

Erciyes’teki kışın, genellikle beni her zaman bir huzursuzluk sarar. O yüksek dağlar, o bembeyaz çığlıklar gibi soğuk, bana başka dünyaların kapılarını hatırlatır. Gözlerim, bir dağ köyünün arkasında sessizce yükselen beyazları tararken, buranın bir başka dünya olduğunu hissediyorum. Erciyes’te, sanki bir tundra biyomu varken, sanki bu topraklar beni bir yerlere götürüyormuş gibi… Ama orada, her şeyin beyazlıkla kaplandığı o anlarda bile, içinde bir yudum yaşantı saklıydı. Bir anlamda, o “tundra” diyebileceğimiz bir şeyler vardı. Belki de bu topraklarda “tam” anlamıyla tundra biyomu yoktu, ama yine de karların altında, yaşam devam ediyordu.

Gözlerimi o dağlara dikerken, umutla bir cevap aradım. Tundra biyomu Türkiye’de yoktu ama ben, o soğuk ve karla kaplı manzarada hep bir şeyler buluyordum. İşte bu yüzden, belki de hiçbir biyom tam olarak görkemli değildi, her biyomun içinde bir eksiklik, bir kayıp vardı. Ama belki de en güzel şey, bir eksikliğin içinde gizlenen güzellikti. Tundra biyomunun yokluğunda bile, bir yaşam vardı.

Sonuç: Tundra Hayalini Yaşamak

Hikayem, belki de Tundra biyomunun bizim topraklarımızda tam anlamıyla bulunmaması ile bitti. Ama bu da, yaşamın gerçekliğiydi. Tundra biyomu yoktu, ama belki de hepimizin içinde o soğuk, huzursuz kalbin sesini duyabileceğimiz yerler vardı. Benim için, Kayseri’nin dağları, Karadeniz’in yüksek kesimleri, hep bir parça tundra gibiydi. Duygularım o karların üstünde kayboldu, ama belki de bir başka zaman, başka bir dağda, bir başka soğukta bulacaktım.

Ve işte, bazen hayat böyle oluyor: Bir şeyin gerçekliği seni bulamıyor, ama sen o gerçekliği, o eksikliği içinde, bir şekilde hissediyorsun. Tundra biyomu Türkiye’de tam anlamıyla görülmez, belki ama soğuk ve karla kaplanmış her bir dağ, her bir yaşam, bir şekilde bir umut taşır.

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

beylikduzu escort beylikduzu escort avcılar escort taksim escort istanbul escort şişli escort esenyurt escort gunesli escort kapalı escort şişli escort
Sitemap
elexbetvdcasino girişbetexper güncel