Üç Göz Kapağı Nasıl Açılır? Görmenin Siyaseti, Gücün Anatomisi
Bir Siyaset Bilimcinin Girişi: Gücün Gözleriyle Dünyaya Bakmak
Güç ilişkileri, toplumsal düzenin görünmez damarlarında dolaşır. Bir siyaset bilimci için “görmek” sadece bir algı değil, bir iktidar biçimidir. “Üç göz kapağı nasıl açılır?” sorusu, tam da bu noktada anlam kazanır. Çünkü göz kapakları, hem korunma hem körleşme aracıdır.
Toplumlar, bireyler ve kurumlar kimi zaman gerçeğe bakmaktan korkar; kimi zaman da bilinçli olarak gözlerini kapatır. Üç göz kapağı — yani bireysel farkındalık, toplumsal bilinç ve siyasal idrak — açılmadıkça hiçbir dönüşüm kalıcı olmaz.
Birinci Göz Kapağı: İktidarın Kör Noktası
Her sistemin ilk göz kapağı, iktidarın gözüdür. Bu kapak, çoğu zaman isteyerek kapalıdır; çünkü görmek, sorumluluk doğurur. İktidar, görmek istediğini görür; rahatsız eden, sorgulayan ya da itaatsizlik çağrıştıran her şeyi bulanıklaştırır.
Bu durum antik dönemlerden günümüze kadar değişmemiştir. Roma Senatosu’nun görmezden geldiği yoksullar, bugün modern devletlerin unuttuğu kitlelere dönüşmüştür. Birinci kapağın açılması, eleştirel bakışı, hesap verebilirliği ve şeffaflığı zorunlu kılar.
Ama şu soruyu sormak gerekir:
Gerçek iktidar, gerçekten görmek ister mi, yoksa karanlığı mı tercih eder?
İkinci Göz Kapağı: Kurumların Körleşmesi
İkinci göz kapağı, kurumların kapatılmış gözüdür. Bürokrasi, tarih boyunca iktidarın sürekliliğini sağlamak için “görmeden yönetme” sanatını ustalıkla kullanmıştır.
Devletin, yargının, medyanın veya üniversitelerin gözü, zamanla “kendi gerçeğine” kapanabilir. Bu kapanma, kurumsal rahatlığın ve ideolojik uyuşmanın sonucudur.
Kurumlar, kendilerini koruma refleksiyle hareket ettikçe halkın sesine sağır, görüntüsüne kör hale gelir. İkinci kapağın açılması, kurumsal otoritenin hesap verebilir hale gelmesiyle mümkündür.
Ancak şu soruyu düşünmek gerekir:
Kurumlar, kendi konfor alanlarını yıkacak kadar cesur olabilir mi?
Üçüncü Göz Kapağı: Vatandaşın Bilinci
Üçüncü göz kapağı, vatandaşın gözüdür.
Bu göz genellikle kapalıdır çünkü yorgundur; bilgi bombardımanı, medya manipülasyonu ve ideolojik yönlendirmelerle uyuşturulmuştur.
Modern birey, “görmeden inanma” çağında yaşamaktadır. Sosyal medyada gördüğüyle karar verir, düşünmeden tekrar eder, duymadan bağırır. Üçüncü kapağın açılması ise farkındalıkla, dayanışmayla ve eleştirel düşünceyle mümkündür.
Vatandaşın gözü açıldığında, iktidar da kurumlar da kendi sınırlarını görmeye başlar.
Ama soralım:
Birey, gerçekten görmek istediğinde, sistem ona izin verir mi?
Görmenin Cinsiyeti: Erkek Stratejisi ve Kadın Katılımı
Siyasal görme biçimleri, cinsiyetle de yakından ilişkilidir. Erkek bakışı genellikle stratejik ve güç merkezlidir; dünyayı “kontrol edilecek” bir alan olarak görür. Bu bakış, savaşların, rekabetin ve iktidar mücadelelerinin zeminini oluşturur. Kadın bakışı ise toplumsal etkileşim ve demokratik katılım ekseninde şekillenir. Kadın, bakarken dahil eder; erkek, bakarken yönetir.
Bu iki bakışın birleşmesi, siyasal görme biçimini dönüştürür. Üç göz kapağının açılması, işte bu iki enerjinin uyumuyla mümkündür:
Güçle empati, stratejiyle şefkat, otoriteyle katılım buluşmadıkça toplum kör kalır.
Üç Göz Kapağını Açmak: Siyasetin Aydınlığına Yolculuk
Üç göz kapağını açmak, sadece bireysel bir farkındalık değil, bir politik devrimdir.
Birinci kapak açıldığında iktidar hesap verir.
İkinci kapak açıldığında kurumlar adil olur.
Üçüncü kapak açıldığında vatandaş özgürleşir.
Bu üç eylem birleştiğinde, siyaset sadece yönetme sanatı olmaktan çıkar, “birlikte görme” pratiğine dönüşür.
Ama bu kolay değildir; çünkü her kapak, bir çıkarın, bir korkunun ya da bir ideolojinin koruması altındadır.
Yine de tarihin ilerleyişi, göz kapaklarının bir bir açılmasıyla mümkün olmuştur: Antik karanlıktan Aydınlanma’ya, sansürden ifade özgürlüğüne, itaatten katılıma…
Öyleyse şu soruyla bitirelim: “Üç göz kapağımızdan hangisi hâlâ kapalı ve neden onu açmaktan korkuyoruz?”